2007 yılı iki önemli seçimden dolayı çok önemli bir yıl olarak yurt içinde ve yurt dışındaki yatırımcılar tarafından ilan edilmişti. 2007 yılı bütçesi hazırlanırken, IMF, siyasi iktidardan, geçmiş dört yıllık süreçte sağlanan makro ekonomik dengelerin heba edilmemesini istemiş ve 2007 yılının başında 3.8 milyar YTL’lik harcama kalemini bloke etmişti.
Bilindiği gibi, 2006 yılının son çeyreğinde sosyal güvenlik reformu Çankaya’dan geri dönmüş, hükümette bu reformu 2007 yılının ortasında görüşülmek üzere ertelemişti.
Yalnız beklenmeyen siyasi gelişmeler seçimi 22 Temmuz’a çekince hayati önem taşıyan söz konusu reform gelecek iktidara devredilmiş oldu. Erken seçim kararı, ekonomik aktörler tarafından, siyasi gerginliklerin ve ekonomideki belirsizliğin yumuşatılması anlamında olumlu olarak yorumlanmıştır.
2007 yılı hedeflerinin tutturulabilmesi oldukça zor görünürken devreye IMF ile devam çapası girmiştir. IMF ile devam etme kararı, gayri resmi rakamlarla yüz milyar doları aştığı iddia edilen Türkiye’ye yönelik sıcak para akımı göz önünde bulundurulduğunda, uluslar arası finans çevreleri için Türkiye ekonomisine duyulan güven devamı açısından elzem görülmektedir. Nitekim, Merkez Bankası başkanı Durmuş Yılmaz’ın mali disiplinden ödün verilmemesi gerektiği konusundaki söylemleri de bu kaygılardan kaynaklanmaktadır.
Ülkemize gelen sıcak para yaklaşık %20 seviyelerindeki gösterge faizi ile gelmektedir. Oysa enflasyon rakamı nisan ayı sonu itibarı ile yıllık, TÜFE’de %10,7, ÜFE de ise %9.7 olarak gerçekleşmiştir. Sıcak paranın ülkeye girişini sağlayan da reel faiz olarak adlandırılan enflasyonla gösterge faizi arasındaki bu farktır. İşte bu noktada ülkemizdeki riskler artarsa problemler başlar.
Açıklanan nisan ayı enflasyon rakamları 2007 yılı için öngörülen %4’lük hedefin tutturulmasının pek mümkün olmadığını göstermektedir. Ayrıca, otuz üç milyar dolarlık cari açık, aşırı değerli YTL (dünyanın çeşitli yabancı para birimleri karşısında %47 ile %70 arasında değerlenmiştir) ve küresel ekonomideki sıcak para formundaki likiditenin yön değiştirmesi riski gibi faktörler Türkiye ekonomisi için ciddi kırılganlıklar teşkil etmektedir.
Seçim süreci sancılı geçerce gelecek iktidar yeni radikal kararlar almak zorunda kalabilir. Hafızamızı zorlarsak yeni iktidarlar halka acı reçeteyi ilk icraatları olarak sunmuşlardır. Çünkü önlerinde normal şartlarda 4 yıllık bir süreç olacak halkımızda unutkan ve affedici olduğundan rahat hareket edecektir. Mali Disiplin Gelecekte Ağır Fatura ödememek için hayati önem taşımaktadır.
Katıldığım ve paylaştığım bir ekonomik yorum.Mali disiplinden sapılması felaket olur.Bugün Yunanistan'ın içine düştüğü durum oldukça fikir vericidir.
Mali disiplinden ödün verilmemeli,yapısal reformlar sürmeli,tasarruf oranı artırılmalıdır.Elin parasıyla ağalık olmaz.Cari açık sürdürülemez boyutta.
Malatya ekonomisi, Murat Bey gibi ciddi ekonomistlerin katkılarıyla güç kazanacaktır.Yeter ki Malatyalı yatırımcılar bu sese kulak versin.İzlemeye devam edeceğim.Saygılarımla.